The 1975 - TOOTIMETOOTIMETOOTIME Türkçe Çevirisi
You wet my eyes but I don't mind it
Gözlerimi yaşartıyorsun ama takmıyorum
I tell you lies but it's only sometimes
Sana yalan söylüyorum ama sadece bazı zamanlar
You pick a fight and I'll define it
Kavga çıkartıyorsun ve bunu tanımlayacağım
I swear that I, I swear that I-
Yemin ederim, yemin ederim ki ben
I only called her one time, maybe it was two times
Ben onu sadece bir kez aradım, belki iki kereydi
Don't think it was three times, can't be more than four times
Üç kere olduğunu sanmıyorum, dörtten fazla olamaz
Think we need to rewind, you text that boy sometimes
Bence bir geriye almalıyız, sen de arada o çocuğa mesaj atıyorsun
Must be more than three times
Üç kereden fazladır
Didn't mean to two-time ya, two-time ya
İki kez demedim, iki kez
She said that I, I should have liked it
O kız dedi ki ben, ben onu beğenmeliydim
I told her "I only use it sometimes"
Ona dedim ki "onu sadece bazen kullanıyorum"
Except when I, I need reminding
Hatırlamam gerektiği zamanlar hariç
I'm petrified, I'm petrified
Taşlaştım, taşlaştım
But I only called her one time
Ama ben onu sadece bir kez aradım
Maybe it was two times?
Belki de iki kez miydi?
Don't think it was three times
Üç kez olduğunu sanmıyorum
Didn't mean to two-time ya, two-time ya
İki kez demedim, iki kez
You wet my eyes (You wet my eyes)
Gözlerimi yaşartıyorsun
But I don't mind it (But I don't mind it)
Ama umursamıyorum
I tell you lies (I tell you lies) but it's only sometimes
Sana yalan söyledim (sana yalan söyledim) ama sadece bazı zamanlar
You pick a fight and I'll define it
Kavga çıkartıyorsun ve bunu tanımlayacağım
I swear that I, I swear that I
Yemin ederim, yemin ederim ki ben
I only called her one time, maybe it was two times
Ben onu sadece bir kez aradım, belki iki kereydi
Don't think it was three times, can't be more than four times
Üç kere olduğunu sanmıyorum, dörtten fazla olamaz
Think we need to rewind, you text that boy sometimes
Bence bir geriye almalıyız, sen de arada o çocuğa mesaj atıyorsun
Must be more than three times
Üç kereden fazladır
Didn't mean to two-time ya, two-time ya
İki kez demedim, iki kez
(One time ya, one time ya, one time ya
Bir kez, bir kez, bir kez
Two time ya, one, I only called her one time)
İki kez, bir, onu sadece bir kez aradım
Ooh, two-time ya, two-time ya
Oh, iki kez, iki kez
(Oh one, one time, oh, two time, three time ya
Oh bir, bir kez, oh, iki kez, üç kez
One, one time, two time, three time ya)
Bir, bir kez, iki kez, üç kez
I only called her one time, maybe it was two times?
Ben onu sadece bir kez aradım, belki iki kereydi
Don't think it was three times, can't be more than four times
Üç kere olduğunu sanmıyorum, dörtten fazla olamaz
Think we need to rewind, you text that boy sometimes
Bence bir geriye almalıyız, sen de arada o çocuğa mesaj atıyorsun
Must be more than three times
Üç kereden fazladır
Didn't mean to two-time ya, two-time ya
İki kez demedim, iki kez
(One time, oh, one time, three time, four time
Bir kez, oh, bir kez, üç kez, dört kez
Three time, four time, two time, three time)
Üç kez, dört kez, iki kez, üç kez
You're textin', oh, yeah
Mesaj atıyorsun, oh, evet
(One time, oh, one time, three time, four time
Bir kez, oh, bir kez, üç kez, dört kez
Three time, four time, two time, three time)
Üç kez, dört kez, iki kez, üç kez